Bu Blogda Ara

13 Şubat 2016 Cumartesi

Bor Hakkındaki Gerçekler

       Bor madenini mutlaka duymuşsunuzdur, uzun bir süredir bu madenin ne kadar değerli olduğu, Türkiye'nin geleceği olduğu vs haberlerinin yanı sıra, aslında o kadarda önemli bir maden olmadığı deterjan sanayisinde çoğunlukla kullanıldığı, beklentilerin çok abartıldığı gibi haberler de çok yaygındı. Hangisi gerçek acaba değil mi? Mutlaka bu soru benim gibi birçoklarının aklını kurcalıyordu.

       Ben internette kısa bir araştırma yaptım, Bahsettiğim her iki görüşe dair de haberler buldum. Aşağıda bunlar ile ilgili linkleri de paylaşacağım ancak bundan ziyade dönemin Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın görüşlerine ek olarak kişisel fikirlerimi ekleyeceğim.

        Taner Yıldız'ın görüşleri özetle şöyle "Bir taraf Türkiye'nin tüm borçlarını ödeyecek bor madenimizin olduğunu söyleyerek meseleyi abartıyor, bir taraf da önemsizleştirme noktasında duruyor. Biz ise terazinin tam orta noktasında, yani mutedil olma çizgisinde duruyoruz. Bor bir potansiyeldir, fakat asla hemen yarın kullanacağınız bir nakit para da değildir" Aslında çok doğru bir noktaya temas ediyor.
Gerçek şu ki elimizde dünyaki bor rezervlerinin büyük bir çoğunluğu mevcut. Aşağıdaki linklerden birinden aldığım tabloya göre bor rezervlerinin %64'ü ülkemiz sınırlar içerisinde.

Ülke
Rezerv 106 Ton
%
Türkiye
564
64
A.B.D.
80
9
B.D.T.
100
11
G. Amerika
91
10
Çin
36
4
Kazakistan
15
2
Toplam
886
100
Tablo 3: Dünya Rezervi

         Elimizde bu rezervlerin olması gerçekten çok güzel ancak yeterli değil. Bunun için planlama yapmak gerekir, üretim yapmak gerekir. Elimizde bolca olması bize para getirmek bunu paraya dönüştürmek gerekir. Elinizdeki altın olsun, bunu çıkarıp işlemezseniz, satmazsanız yani paraya dönüştürmezseniz hiçbir şeye yaramaz. Öte yandan elinizdeki en değersiz eşya bile olsan bunu paraya dönüştürmek, sizin elinizdedir. Bununla ilgili güzel bir hikaye okumuştum, nerede olduğunu şuan hatırlayamadığımdan sadece hikayeyi paylaşacağım ancak alıntı olduğunu belirtmek isterim. Şöyle diyordu
On dokuz yıl evveldi..
Stockholm e gitmiştim..
Bir otele indim..
Geceydi..
Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm..
“Lütfen” diyordu, “traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın..
Yanda bir kutu var, oraya bırakın..
Bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayiine yardımcı olun..”
Doğrusu hayretler içinde kaldım..
Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir..
Birçok eşya üzerinde “İsveç çeliğinden yapılmıştır” diye yazardı..
İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.. “

         İşte böyle bir zihniyet sizi ileri götürebilir ya da elinizdekini kıymetli hale getirebilir. Çelik dediğinizde işte bundan dolayı İsveç akla geliyor. Bence asıl önemli olan elinizde ne olduğu ne kadar olduğu değil, sizin bu işi ne kadar iyi, ne kadar kaliteli, ne kadar bilinçli yaptığınızdır.

          Ayrıca benim aklıma takılan başka bir soru var. Bor madeni var şuan ve değerli olduğunu düşünelim, bir gün tükenecek. Bunun geri dönüşümüyle ilgili bir faaliyet var mı? Yani deterjanda kullanıyoruz yıkamayla suya mı karışıyor? Ya da kullanılan ürünlerle çöpe mi gidiyor? Gelecek yazılarda belki bu konuyla ilgili araştırmalarımızı da paylaşırız. Bu arada Bor'un sağlık sektöründe de çok faydalı olduğu söyleniyor. İşte Bu konuyla ilgili bazı kaynaklar.


http://www.populerbilim.com.tr/arsiv/0812/a00.htm

Ekran Kayıt Programı, Sesli, Ücretsiz ve Reklamsız


Arkdaşlar Merhaba,

Bu yazıda sizlere ekran kaydetmek video oluşturmak için kullanabileceğiniz ÜCRETSİZ ve REKLAMSIZ bir ekran kayıt programını tanıtacağım. Bir süredir ben de youtube'a içerik yüklemeye başladığımdan, bunun gibi bir program için ihtiyaç doğmuştu. Programın adı Freez Screen Video Capture.


Programı www.smallvideosoft.com  adresinden indirmeniz mumkun. Program ses kaydı da yapabilmektedir. Gerçekten kullanışlı ve sade bir program. Eğer siz de böyle bir program arayışı içindeyseniz, çok işinize yarayacaktır. Kurulumu da çok basit . Bu videoda kısaca kurulumundan da bahsettim. İsterseniz izleyebilirsiniz.


Matlab'da Çizim ve Diziler ile İşlemler

Matlabda çizim ve diziler,
Merhaba Arkadaşlar,

Umarım bu tür içerikler size fayda sağlıyordur. Bir önceki içeriği okuduysanız orada Matlaba başlangıç olarak programın arayüzünü tanıtmış, işlemleri nasıl yaptığımız, nasıl program yazdığımızı anlatmış birkaç örnek yapmış ve daha önce benim hazırlamış olduğum programları çalıştırarak Matlab ile neler yapılabileceğinden bahsetmiştik.

Bu yazıda da Matlab'da çizim, grafik çizimi, diziler, dizilerle işlemlerden bahsedeceğiz.

Önce birkaç basit çizim ile başlayalım. Mesela matlab ile sinus, kare dalga ve sawtooh dediğimiz sinyalleri çizdirelim. Bildiğimiz gibi sinus vb. sinyallerin tanımlanması gereken 3 özelliği vardır, genliği, frekansı ve fazı. Program aşağıdadır. Sorularınız için lütfen iletişime geçmekten çekinmeyin. Konunun daha detaylı anlatımı burdaki videoda mevcuttur. 

% Bu program matlabda çizim ve diziler konusu için yazılmıştır

clear all
close all
clc

% Sinüs sinyali çizimi

A = 2; %işretin genliği
f = 50; % işretin frekansı
p = 0; % işaretin fazı
fs = 1000; % örnekleme frekansı
t= 0:1/fs:.2; ; % zaman örnekleme frekasnı aralıklarıyla 200 mili saniye
Sinus = A*sin(2*pi*f*t+p);
plot(t,Sinus)
title('Sinus Sinyali');

figure

% Kare dalga sinyali çizimi

A1 = 1.5;
f1 = 40 ;
p1 = 0;
fs1 = 5000;
t1=0:1/fs1:.1;
Kare = A1*square(2*pi*f1*t1+p1);
plot(t1,Kare);
axis([-.01 .11 -2.5 2.5]);
title('Kare Sinyali');

figure

% Testeredişi sinyali çizimi

A2=0.5;
f2=100;
p2=0;
fs2=2000;
t2=0:1/fs2:.05;
Testere = A2*sawtooth(2*pi*f2*t2+p2);
plot(t2,Testere)
axis([-.01 .06 -.55 .55]);
title('Testere Sinyali');

% close all
% subplot(3,1,1)
% plot(t,Sinus)
% title('Sinus Sinyali');
% subplot(3,1,2)
% plot(t1,Kare)
% title('Kare Sinyali');
% subplot(3,1,3)
% plot(t2,Testere)
% title('Testere Sinyali');


dizi1 = [1 3 -2 -2 4 5 2 1 3 4 6];
dizi2 = randint(1,8,10);
display(dizi1);
display(dizi2);

%dizi1 büyükten küçüğe sıralama
k=0;

for i=1:1:(length(dizi1)-1)
for j=i+1:1:length(dizi1)
if dizi1(i)<dizi1(j)
k =dizi1(i);
dizi1(i)=dizi1(j);
dizi1(j)=k;
end
end
end
display(dizi1);

% dizi1 küçükten büyüğe sıralama
l=0;

for i1=1:1:(length(dizi2)-1)
for j1=i1+1:1:length(dizi2)
if dizi2(i1)>dizi2(j1)
l =dizi2(i1);
dizi2(i1)=dizi2(j1);
dizi2(j1)=l;
end
end
end
display(dizi2);

9 Şubat 2016 Salı

Matlab Başlangıç, Temel Kavramlar Eğitimi

Merhaba arkaşlar,

Dersimiz Matlab'a giriş, Matlab için başlangıç ya da Matlabın temelleri olarak düşünebilirsiniz.

Mat – Lab, belki duymuşsunuzdur matrix labratory kalimelerinin baş harflerinden gelmektedir. Bu nedenle matris tabanını kullanır ve matrisler ile ilgili işlemleri çok kolayca yapabiliriz.
Bu kısım command window yani komut penceresidir. Burada anlık komutları kullanmak, işlemleri yapmak için kullanırız. Aynı zamanda yazdığımız programların çıktısını da bu ekranda görürüz. 
Bu kısım command history kısmı yani komut geçmişidir. Burada kullandığınız komutları görürsünüz.
Bu kısım ise workspace yani çalışma alanı diyebileceğimiz alandır. Bu alanda da programımızda kullandığımız ya da komut penceresinde kullandığımız değer atanmış değişkenlerimizi görürüz.

Bunların yerini değiştirebilir, kaldırabilr, isterseniz de buradan tekrar yerine koyabilirsiniz. Matlab da en önemli kısımlardan biri diyebiliceğimiz help yani yardım kısmı işte buradan açılır.
İsterseniz içeriğe göre burada aramak istediğiniz, komut kullanım şekli vs seçip gerekli bilgileri alabilirsiniz. Ya da buraya tıklayarak arama yapar ve komut hakkında bilgi alabilirsiniz. Belki tek sıkıntı ingilizce olması olabilir ama programlama dilleri genelde ingilizce.
Programlama biliyorsanız az çok bütün programlar benzer algoritma yapılarını benzer döngüleri benzer şartları benzer değişken tiplerini, operatörleri kullanır. Burada matlabda sıklıkla kullanacağımız operatör ve komutlardan bahsedip örnekler vereceğim.
Önce operatörlerden başlayalım. Matlabda işlemleri aynı hesap makinesinde yapar gibi yapabiliriz.
A= 5 + 3; B = 8 / 2; C= 4 * 3 gibi gördüğünüz komut satırına yazıp entera basarsanız A =8, B =4 ve C= 12 cevaplarını görürsünüz. Sol tarafta zaten değişkenlerimizi görebilirsiniz artık bu değişkenleri kullanarak da işlem yapabiliriz
E = A – B gibi. Bunun gibi lojik işlemler de yapmak mümkün. Yani A> B yaptığımız işlem doğru olduğu için 1 cevabını verdi. Yanlış olsa idi “0” cevabını verecekti. Mesela C <0 ya da C < A gibi.

Matlabda bazı sabitler de tanımlıdır. Mesela pi, j , e sayısı tanımlıdır. Cevaplarınızı herhangi bir değişkene tanımlamazsanız matlab otomatik olarak “ans” isimli bir değişkene atar. Ve her cevabı da üzerine yazdığından “ans” değişkeninde en son kullanıdığınız cevap kalır.

Sanırım komut penceresini yeterince anlattık. Şimdi asıl programlarımızı yazacağımız, sürekli çalıştırabileceğimiz kısma göz atalım.

Buradan yeni bir dosya açıyoruz. Şimdi basit bir program ile başlayalım. Mesela bu iki sayının karelerinin toplamının kare kökünü hesaplayan program olsun. Program yazmaya başlarken ben genelde şu 3 komutu tercih ediyorum. Kısaca onlardan bahsedeyim. Clear all, close all, clc. Clear all çalışma alanındaki değişkenleri temizler. close all eğer açık bir figure ya da çizim ekranı varsa onu kapatır. clc ise komut penceresini temizler
daha sonra işlem yapacağımız 2 adet sayı belirliyoruz.
A= 5, B = 3; bu noktalı virgüller programı çalıştırdığımızda komut penceresinde görünmesin dolayısıyla program işlemci gücünü ekranda göstermek için harcamasın diye kullandığımız bir işaret. Şimdi programımız kısa ama mesela 10 satırlık program yazdğımızı düşünelim baya yoracaktır bilgisayarı. Hazır yeri gelmişken açıklamalardan da bahsedelim. Hemen her yazılımda olduğu gibi burada da kullanıcıya ya da kendinize ip ucu olarak program içine bazı açıklamalar ekleyebilirsiniz. Mesela "% işlem yapılacak 1. sayı ""% işlem yapılacak 2. sayı ""gibi % işareti açıklama için kullanılır. Yazılım % işaretinden sonrasını görmez işlem yapmaz. Sonucu da c gibi bir değişkene atayalım.
Sqrt karekök işlemini yapmak için kullandığımız komuttur. Sonucu ekrana bastırmak için fprintf komutunu kullanabiliriz. fprintf('Sonuc %f dir\n', c);  F demek floating yani 32 bit sayıdır. de de kullanabildik, D ise double 64 bittir. %.2f dediğimizde virgulden sonra 2 basamak görmek istiyoruz demektir. Buradan sayıları değiştirip programı çalıştırabiliriz ancak programı başka bir kullanıcıya sunacaksak dışarıdan girmesini isteriz, bunun için şu komutları kullanır, programı şöyle düzenleriz.a = input('işlem yapilacak 1. sayiyi giriniz'); Bu \n bir sonraki komutun ya da ekrana gelecek şeyin bir alt satırda gelmesini sağlar if şart komutunu da bu programda kullanmak için şöyle ekleme yapalım.sonuç 10dan büyükse sonuc 10dan büyük yazsın küçükse küçük ve eşitse de eşit yazsın. Burada fprintf ile display arasındaki fark display ile sayısal bir sonuç ekrana koyamazsınız sadece düz metin gelir. Fprintf ile hesaplamalarınızın sonuçlarını düz metnin arasında ekrana yazıdırabilirsiniz.

clear all
close all
clc

a = input('islem yapilacak 1. sayi ');
b = input('islem yapilacak 1. sayi ');

c = sqrt ( a^2 + b^2) ;
fprintf('Sonuc = %.2fdir\n',c);

if c>10
    display('sonuc 10dan buyuktur')
elseif c<10
    display('sonuc 10dan kucuktur')
else 
    display('sonuc 10dur')
end

Burada if"in kullanımını görmüş olduk. Tek bir şart olsaydı sadece if kullanıp, en ile bitirecektik. Ancak birden fazla sonuç olduğundan elseif yani diğer koşulu da kullanmış olduk.


Yazılım, matlab konularında ilerlemek istiyorsanız , beni takip edebilir, Ya da doğrudan iletişime geçerek özel ders alabilirsiniz. Burada daha detaylı anlatımı bulabilirsiniz
Ayrıca ders veren profilim burada

7 Şubat 2016 Pazar

Characteristics of Successful People / Başarılı İnsanların Özellikleri

Bu yazıyı İngilizce yazmaya karar verdim. Maddelerde Türkçe olarak karşılık bulabileceksiniz, ancak yazının tamamının Türkçe anlatımı için yorum yapabilirsiniz. 

In this article, i decided to write in English. I will explain the the main ingredients in Turkish, but for the all article you can comment.

Successful people has some specific characteristics. I will try to explain them. if you research successful people carefully, you will see lots of them. an the same time some of these characteristic, you will notice that you have.

1. They know "what they want really" / Gerçekte ne istediklerini bilirler

Aim is the most important thing in our life. There is a quote from Montaigne about this "No wind favors s/he who has no destined port ". Succes begins with a real aim. if you dont know where are you going, it is not important where you go. 


2. They makes plan / Plan yaparlar

Successful people makes plans after their aims. You have to determine a way to go. Because it is important too how you can go. 

3. They are so decided / Çok kararlıdırlar

Decision is another important thing on the way of success. You can't give up, after started in this aim. Most of people miss the succes because of the instability. In a cold period, there was a intercontinental swimming race in İstanbul. Most of racers couldn't passed other side of the sea. Because it was so long and it was so cold. But one of them succeed. He wasn't looking at he land. He was only swimming until reached land. He was so decided. 

4. They works so hard / Çok çalışırlar

It is so clear to understand, there is no any success without hard working.

5.  They make good observation / Çok iyi gözlem yaparlar

Successful people are very good observers. They makes observation and take notes. Observation is about emotional side of brain.  It supports this creativity

6. They have brillant intelligence / Parlak bir zekaya sahiptirler

Most of  intelligence is innate.  But, you can support and you can develop intelligence. The same thing is valid for opposit. Namely you can rust it. We have to keep alive our intelligence. we have to make affort to develop us and our brain to success

7. They take risk / Risk alırlar

Sometimes we have to take some logical risk. If we don't take risk when necessary, we can miss success train. There is a good quote about this "No pain, No gain" :). A little risk is necessary but more is harmful

8. Their decides are logical / Aldıkları kararlar mantıklıdır

Mostly we have time for deciding. You can think for your all deciding. We have more time to decide but because of human trait, we try to decide immediately. But the deciding time is so long, the result and your comfor is so good. 

9. They takes lessons from mistakes / Hatalarından ders alırlar

We Türks have a good saying about this " noobody is perfect, there is no nay servant without mistake / hatasız kul olmaz". The successful people makes mistakes too. Maybe much more than us. In here i remembered quote from Edison, " I Have Gotten a Lot of Results! I Know Several Thousand Things That Won’t Work". We have takes lessons from mistakes. We must try not to repeat.

10. They are so disciplined / Çok disiplinlidirler

Dscipline is to strict adherence to plan or program. If you make a road map to success you have to apply it step by step. 

11. Their imagination is so developed / Hayal güçleri çok gelişmiştir.

I want to take here some quotes about imagination and its importance. 

“I am enough of an artist to draw freely upon my imagination. Imagination is more important than knowledge. Knowledge is limited. Imagination encircles the world.” 

“Everything you can imagine is real.” 

“We are what we pretend to be, so we must be careful about what we pretend to be.” 

"The man who has no imagination has no wings."

"The world of reality has its limits; the world of imagination is boundless."

"Some stories are true that never happened."

And finally i want to talk about the people that i believe they are successful. 

1. Hz Muhammed
2. Einstein
3. Fatih Sultan Mehmet
4. Edison
5. Michael Faraday
6. Barack Obama
7. Michelangelo
8. Leonardo da vinci
9. Mozart
10. Charlie Chaplin
11. Muhammed Ali
12. Mahatma Ghandi
13. Mimar Sinan
14. Stephen Hawking
15. Steve Jobs
16. Bill Gates
16. Steven Spielberg
17. Mustafa Kemal Atatürk

Note: it is not a sorting according to success. if you want to add any successful people you can comment. I tried to a short list in here. :)

1 Şubat 2016 Pazartesi

Baz İstasyonları Sanıldığı Kadar Zararlı mı?

Hayır, bu sorunun cevabı gerçekten hayır. "Baz istasyonları tamamen zararsız mı? " sorusu da hayır... Ülkemizde baz istasyonu denince insanlarda anlaşılmayan bir panik ortaya çıkıyordu, çıkıyordu. Eskiden bu kanı çok daha fazlaydı, şimdi insanlar biraz daha bilinçlendikçe kanı azalmaya başlasa da halen yeteri kadar bu konu anlaşılabilmiş değil. Aslında konuya başından başlayalım. Baz istasyonu dediğimiz nedir, aslında nedir?
Baz istasyonu anten dediğimiz sinyal verici ya da vericilerden oluşan, kontrol odası ve içinde aküsünden aydınlatma vs. bulunan sistemin bütünüdür. Çoğunluğun baz istasyonu diye bildiği aslında antendir. Belli bir frekansta sinyal yayan güçlendiricidir.
Her operatör bu sistemleri kurmadan önce Bilgi Teknolojileri Kurumundan onay almak zorundadır. Kurumdan onay alınmamış hiçbir istasyon faaliyete başlayamaz. Bununla ilgili gerçekten caydırıcı cezalar mevcuttur. Hazırlanan dosyada bu antenlerin çıkış güçleri, kaç metreye kadar güvenli olduğu vs bilgileri hesaplanır ve bildirilir. Ayrıca sistem  faaliyete geçtikten kısa bir süre sonra da ölçümler alınır ve kuruma bildirilir.
Peki bu sinyaller için sınır değerler nedir? Dünyada bunun için standartlar mevcut. Uluslararası Limit Değer (ICNIRP) (Volt/Metre) için bu değer 58,34 volt/metredir. BTK (Bilgi Teknolojileri kurumu) için bu değer 14,46 volt/metre olarak belirlenmiştir. Antenlerin çıkış gücü bu değerlerin altında olmak zorundadır. Yoksa faaliyete başlayamaz.
Eğer baz istasyonunun 5 metre karşısında sürekli yaşamıyorsanız size bir zararı olmayacaktır. Burada antenlerin yönü de çok önemlidir. Antenler arka taraflarına çok az sinyal gönderirler. Zararlı olması için karşıdan sinyal almak gerekir. Ayrıca belirlenen bu güvenlik mesafesinin içinde bulunmak gerekir.
Yani kısacası bu konuda tedirgin olunacak kadar büyük bir risk yoktur. Türkiye'deki bu sınırlar dünyadaki sınırların 4'te 1'i kadardır. Türkiye'de bu sistemleri denetleyen devletin kurumları mevcuttur.
Zaten en büyük elektromanyetik kirlilik elimizden düşürmediğimiz cep telefonlarında fazlasıyla var. hatta bir tanesi yetmiyor iki taneyi birlikte taşıyoruz. Bence en büyük risk cep telefonları. Hem baz istasyonları yeteri kadar sinyal üretemezlerse bizim cep telefonlarımız sinyale ulaşabilmek için daha fazla güç harcamak, dolayısıyla da daha zararlı hale gelmek zorundadır.
Konu yeterince anlaşıldı sanırım Zaten bu bilinç artık oluşmaya da başladığından yeterli farkındalık mevcut. anlayamadığınız, öğrenmek istediğiniz konuları soru yoluyla iletebilirsiniz .

27 Mart 2013 Çarşamba

ALTIN AT (FARKLI BİR YAKLAŞIM)

 Evet bu sefer de sizlere kendi yazdığım bir MASALI paylaşmayı düşündüm. Umarım beğenirsiniz, belki devamı da gelir, ben çok eğlendim yazarken, umarım sizde okurken eğlenirsiniz...


ALTIN AT

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, anam ağlar beşikte babam ağlar eşikte... Anam ağlar anamı sallarım, babam ağlar babamı sallarım, derken anam kaptı maşayı, babam kaptı meşeyi dolandırdılar bana dört bir köşeyi...
     Uzun lafın kısası çok uzak ülkelerin birinde, çok yaşlı ve fakir bir adam ve bunun üç oğlu varmış. Yaşlı adamın büyük oğlu parayı çok severmiş. O kadar çok severmiş ki para için her şeyi yapar, her şeyden üstün tutarmış. Fakat babası bu huyunu hiç sevmez ama o bu huyundan vazgeçmezmiş. Adamın ortanca oğlunun ise  gözü hep yükseklerde imiş. Hep kendini üstün görür Padişah olmak istermiş. Yaşlı adam bu oğlunun da huyunu hiç sevmezmiş. Ne yaptıysa vazgeçirememiş. Küçük oğlu ise hiç de ağabeylerine benzemezmiş, ne parayı her şeyden üstün tutar ne de kendini her şeyden üstün görürmüş. Alçak gönüllü ve çok cesurmuş. Babası bu oğlunu çok severmiş, her zaman ağabeylerine benzememesi için öğütler verirmiş.
     Bir gün padişah bir ferman yazmış. Padişahın fermanında "Kim bana "Altın At"ı, dünyanın en güzel atını getirirse hem onu vezirim yaparım, hem de altın ve paraya boğarım" deniliyormuş. O sıralarda herkes "Altın At"ın peşindeymiş. Fakat onu ne gören varmış ne de yerini bilen... Bunu işiten yaşlı adamın büyük oğluyla ortanca oğlu hemen işe başlamak istemişler. Fakat büyük oğlan kardeşini ikna ederek padişahın karşısına çıkmış. Padişah'a;
-"Padişahım ben fermanınızda dediğiniz gibi "Altın At"ı bulmak için geldim" demiş. Padişah da;
-"Elbette" demiş."Ama bu atı kimse bulamamıştır. Aramaya gidenlerden de kimse geri gelmemiştir." demiş.
-"Her şeyi göze aldım" diye cevap vermiş ve yola koyulmuş büyük oğlan.Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, altı ay bir güz gitmiş. Sonunda sora sora, araya taraya "Atın At"ın mağarasını öğrenmiş. Mağaranın önüne gelmiş. Tam o sırada oğlanın yanında bir güvercin belirmiş. Oğlana;
-"Sakın o mağaraya girme" demiş."Altın At" seni yer kemiklerinle de dişlerini karıştırır" demiş. Oğlan çok korkmuş ama;
-"Girmem lazım" demiş. "Atı getiremezsem padişah bana  altın vermez" demiş. Güvercin;
-"Ben sana altın veririm" demiş. "Şimdi sen şu dağın ardına gir. Orada içi altınlarla dolu bir ev ve bir de dev gibi çirkin yüzlü bir adam var. Onun yanına git. "Niçin geldin?" diye sorarsa, "güzel yüzünü görmeye geldim" diye söyle. O zaman sana altınlardan verir." demiş.
Oğlan altınlara kavuşacağına seviniyor fakat çirkin adamı göreceği için de korkuyormuş. Güvercinin söylediği eve gelmiş. Altınları görünce güvercinin söylediklerini unutmuş. "Hemen şuradan bir kaç çuval altın alayım da gideyim. Nasıl olsa altınları zaten alacağım. Böylece o çirkinin yüzünü de görmemiş olurum" diye kendi kendine konuşuyormuş. Bunu işiten ve adamın altınlarını aldığını gören çirkin adam oğlanı bir odaya hapsetmiş. Aklı başına geldikten sonra "yüzünü görmeye geldim" diyen oğlanın sözlerine aldırmamış bile.
Aradan haftalar, aylar, mevsimler geçmiş. Yaşlı adam oğlunu düşünüyor, düşündükçe de kahroluyormuş. bunu gören ortanca oğlan babasına:
-"Baba" demiş. "Artık ağabeyimi arama vaktim geldi." demiş. Hem onu hem de "Altın t"ı arayayım" demiş. Babası ne kadar ısrar ettiyse de söz dinleyememiş. Çıkmış padişahın karşısına:
-"Padişahım, "Altın At"ı getirip veziriniz olacağım." demiş. Padişah yine;
-"İyi düşünüp karar verdin mi?" demiş. "Şimdiye kadar hiç kimse ne bu atı bulabildi, ne de geri gelebildi." demiş. Ortanca oğlan da;
-Merak etmeyin Padişahım, atı size getireceğimden şüpheniz olmasın" demiş ve yola koyulmuş. Az gitmiş, uz gitmiş, dağlar aşmış ülkeler geçmiş, aramış taramış, sormuş soruşturmuş. Sonunda o da "Altın At"ın yerini öğrenmiş. Atın mağarasının önüne geldiği sırada yine bir güvercin belirmiş. Sonra;
-"Sakın o mağaraya girme."Altın At" seni yakalar, sonra derini yüzüp, derinden paspas yapar" demiş. Çok korkan ortanca oğlan;
-"Padişaha söz verdim. Ya "Altın At"ı ona getiririm ya da ölürüm. Yoksa padişahın veziri nasıl olurum?" demiş Güvercin karşılık olarak;
 -" O zaman sen de beni götür padişaha."Çok değerlidir. Attan bile değerlidir" diye söyle o zaman padişahın veziri olursun" demiş. Ortana oğlan kahkaha ile;
-"Padişah senin gibi küçücük bir güvercini ne yapsın" demiş.Güvercinin "Mağaraya sakın girme." sözlerine aldırmadan içeri girmiş. Etraf çok karanlıkmış. Hiçbir şey görünmüyormuş. Oğlan hem gidiyor, hem de "Atı kendime alır, padişahı öldürür, yerine ben geçerim" diye. Bunları sesli düşündüğünün farkına varmamış. Bir de bakmış ki, artık mağarada değil. Mağaradan bir yol saraya çıkıyormuş. Padişah oğlanın söylediklerini işitmiş, derhal zindana attırmış.
Derken günler ayları, aylar da yılları kovalamış. Yaşlı adam evlatlarını çok merak ediyormuş. Babasının üzülmesine dayanamayan küçük oğlan babasına;
-"Baba, böyle üzülmene dayanamıyorum. İzin verirsen ağabeylerimi aramak istiyorum. Eğer "Altın At"ı da bulursam hayatımızın geri kalanını rahat ve mutlu yaşarız" demiş. Babası;
 -"Madem böyle düşünüyorsun, ağabeylerini arayabilirsin. Fakat kendine çok dikkat et. Eğer sen de geri dönmezsen, üzüntüden ölürüm. Haydi yolun açık olsun." demiş. Küçük oğlan da yine padişaha çıkmış. Ona;
-"Padişahım" demiş. "Kardeşlerimi ve "Altın At"ı bulmak için sizin yanınıza geldim" demiş. "Bana kardeşlerim ve "Altın At" hakkında bişeyler söyler misiniz?" demiş. Padişah;
-""Altın At"ı ne gören olmuş ne de yerini bilen. Şimdiye kadar onu kimse bulamadı. Aramaya gidenlerden de kimse geri gelmedi." demiş. " Kardeşlerin hakkında bir şey bilmiyorum. Onlar da senin gibi "Altın At"ı bulacaklarını söylediler. Fakat hiç biri geri dönmedi. Onlara ne olduğunu bilmiyorum" demiş. Oğlan padişaha teşekkür edip, orana ayrılmış. Hemen yola koyulmuş. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, hiç dinlenmemiş. O da kardeşleri gibi araya sora "Altın At"ın mağarasını öğrenmiş. Kesin kardeşlerim de oraya gitmişlerdir" diye düşünmüş. Hemen mağaranın önüne gelmiş. O sırada yine güvercin ortaya çıkmış. Daha güvercin hiçbirşey söylemeden oğlan;
-"Sevgili güvercin, kardeşlerimi gördün mü? Neredeler?" demiş. Güvercin;
-"Kardeşlerini gördüm. Büyük kardeşin altın yüzünden şu dağın ardındaki içi altınlarla dolu eve çirkin dev gibi bir adam tarafından hapsedildi. Eğer onu kurtarmak istiyorsan, o eve git. Çirkin adama "Güzel yüzünü görmeye geldim" diye söyle. Fakat hiç korkma, korktuğunu belli etme. Ondan kardeşini affetmesini iste. O zaman kardeşini bırakır. Diğer kardeşine gelince, o beni dinlemeyerek mağaraya girdi. Onu mağarada bulabilirsin" demiş. Oğlan güvercine teşekkür ederek oradan ayrılmış. Dağın arkasındaki eve gitmiş. Altınları görmüş. Bir tanesine bile dokunmamı. Sonra adamı bulmuş. Ona "Güzel yüzünü görmeye geldim." demiş. Memnun olan çirkin adam küçük oğlanın kardeşini affetmiş ve altınlarla göndermiş. Daha sonra mağaranın önüne gelmişler. Küçük oğlan " Beni burada bekle. Ben ağabeyimi bulmaya gidiyorum." demiş ve sonra mağaraya girmiş. Mağara çok karanlıkmış. Oğlan "Acaba kardeşimi bulabilecek miyim? "Altın At"ı padişaha götürebilecek miyim?" diye sesli sesli düşünürken ilerliyormuş. Durup baktığında bir de ne görsün? Padişah ile "Altın At" yan yana değil mi? Çok şaşırmış.
Daha sonra padişahla "Altın At" ona herşeyi anlatmışlar. meğer "Altın At" zaten padişahın atıymış. Fakat bunu ondan başka kimse bilmiyormuş. Padişah kendine iyi bir vezir bulabilmek için bu hikayeyi uydurmuş.
"Altın At" sihirli bir atmış. Güvercin de çirkin adam  da oymuş. Padişah kimin iyi bir vezir olabileceğini, kimin kötü bir insan olduğunu bu sayede küçük oğlan ve ağabeylerindeki gibi anlıyormuş. Sonunda padişah aradığı veziri bulmuş. Çünkü küçük oğlan hem cesurmuş, hem de paraya pula önem  vermiyormuş. Hem de çok iyi kalpliymiş.
Küçük oğlanın isteğiyle hatalarını anlayan kardeşlerini serbest bırakarak, onu kendine vezir yapmış ve babasını da saraya almış. Küçük oğlu ve babası sarayda uzun yıllar mutlu yaşamış.
Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düştü, biri anlatanın, biri dinleyenin biri de sizin başınıza....

NKARAOĞLAN


"Her hakkı saklıdır, KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KOPYALANAMAZ; YAYINLANAMAZ. kopyalayan ve yayınlayan her türlü hukuki sorumluluğu kabul etmiş sayılır."